Ben Ezik Falan Değilmişim Yaw..

Gönderildi Aralık 16, 2006 tarafından havayosunu
Kategoriler: Uncategorized

Geçen günlerden biri cnbc-e’de one tree hill adlı bi dizi izledim,izlediğim bölümde luğzır bi çocuk okula tabancayla gelip ortalığı birbirine kattıktan sonra bikaç çocuğu okulun sığınağında rehin alıyordu.Çocukların bunu telkin etme çabalarına rağmen bizimkisi acayip öfkeliydi kendisini ezdikleri için. başından geçen bi şeyi anlattı sonra,bi ara hastalanmış bu hastaneye yatmış,taburcu olup da okula döndüğü zaman kimse hatrını sormamış geçmiş olsun dememiş. İşte ben de farkettim o an:Yahu ben niye luğzır olayım ki? İnsanlar çok şükür halimi hatrımı soruyor,bana bi şey olsa endişe duyuyolar,tek pürüzüm onlardan biraz farklı olmam, bunu da doğru kullanırsam meziyete çevirebilirim.  Zaten sorun benim arkadaş edinmek için tuhaf yollara başvurmammış aslında,bu yüzden yanlış anlaşılmıştım zamanında da. Mesela Necla Teyzem anlattıydı: 4-5 yaşlarındayken ben bi grup çocuk top oynuomuş, gelmiş topu ayaamla durdurmuş önümdeki çocuğa sormuşum: “Göl nedir gölet nedir?” tabi ki bu tarz bi tanışmadan sonra o çocuun arkadaşım olmasını bekliyemem, adam gibi ilişki kuramazsam. Ama artık öyle değil çok şükür, kendime çekidüzen verdim. Hem çok şükür arkadaş da edinmeye başladım yeni ortamımda (mesela gittiğim dans kursundan bi eleman ve tayfası, beni de o üye etmişti) , işler gayet iyi gidiyor ve ben ezik falan değilim.

 Ha bu arada ege üniverstesinin kondüsyon salonunda kas çalışmaya başladım,inşallah üç dört ay sonra üçgen vücut olurum😀

Teknik Gezi Canım Gezi :D

Gönderildi Aralık 8, 2006 tarafından havayosunu
Kategoriler: Uncategorized

Size teknik gezilerden bahsetmeyi unutmiim,emt’nin düzenlediği bu güzel geziler bana üniversiteliliğimi hissettiren şeylerdendir.

İlk olarak geçtiğimiz çarşamba günü Foça’daki İzmir Demir Çelik fabrikasına gittiydik.Hurda metali eritmek için binlerce volt elektrikle çalışan ark fırınlarının vızıltısını hiç unutmayacağım,ve tabi o suratımı tütsüleyen sıcağı da. Günün geri kalanında ise Eski Foça’da  şahane güzel vakit geçirdik, akşamüstü bisiklet kiralayıp bi güzel sahili gezmek, akşam da çipura ve kalamar yiyip rakı içmek gerçekten güzel bir etkinlik oldu,Giritli Usta’nın sakızlı dondurması da cabası.Ne var ki Eski Foça’nın eskilikle alakası olmayan beton yapılaşması bu günün mükemmel olmasını engelledi doğruyu söylemek gerekirse (bi adam gibi fotoğraf çekemedim lan,neyse ki annem yine de kayık fotolarına hayran kaldı)

Vee bugün tatlısever herkesin bayılacağı bir teknik gezimiz oldu:Doktor Ötker!! Daha koridorda ilerlerken burnuma buram buram vanilya kokusu geldi, şaane bişi yaw. Kısa bi seminerden sonra bizim gruba yeni çıkacak bi ürün, yoğurtlu müsli, denetildi (gayet güzel bişi valla reklamını da yapiim heman :D) ama en şahanesi öğle yemeği olarak bizzat seminer salonunun mutfağında (evet kocaman bi mutfak var semineri dinlerken yemek yapılışını izledik) yapılan pizza ve kekten istediğimiz kadar yedik, üstüne bir de bayağı ağır bi hediye torbası aldık, içinde yok yok (ananem çok sevindi, bir aylık kek malzemesi ve vanilin ihtiyacı karşılanmıştır herhal). Fabrikada çalışan iki genç endüstri müendizi var biri 99 mezunu öbürü 2001. onların rehberliğinde fabrikayı gezdik, öyle çok büyük ve karmaşık değil, en üst kattan hammaddeyi veriyorlar, orta katta karıştırıp test edip hazırlıyorlar en alt katta da paketleyip depoluyor ve kamyonlara yüklüyorlar. Ha ayrıca size hazır ürünler konusunda içinizi rahatlatıcak ufak bi bilgi:Doktor Ötker doğal katkı maddesi kullanıyormuş,mesela kırmızı boya için pancar tozu. Neyse, yeteri kadar reklamını yaptık firmanın,uzatmadan bağlıyim: Bu teknik geziler harbici çok hoşuma gitti, tüm sıkıntılarımı aldı götürdü. İnşallah daha güzellerine de katılma fırsatı buluruz, sevgiler;)

Kafam Karışık Gibi Değil Gibi.

Gönderildi Aralık 7, 2006 tarafından havayosunu
Kategoriler: Uncategorized

Bu yazıma başlamadan önce,geçen haftaki yazıma bol yorumlarıyla ilgilerini gösteren ve bu yazı vesilesiyle limk kaavesinde bi güsel reklamımı yapan dınzıg ablama ve atom abime en içten teşekkürler:Ç

Gelelim sadete,şu sıralar üniverste toplulukları konusunda çok meşgulüm;emt (endüstri müendizleri topluluğu),deümak (dokuz eylül üni.si müendizlik aktivite felan),yeni üye olduğum dans kursu ve rock topluluğu.bu arada dönemin başında kaydolduğum mağracılık topluluuna da tamamıyle fransız kaldım,bi de defota (dokuz eylül fotorafçı topluluğu) üye olmadııma bayaa pişman oldum (ne güsel stop moyşın yapardım öğrenip de halbüsü) ama sorun diil;çünkü ikinci dönem dijital makinalar konusunda eğitim verecekmiş defot,ben de 2. döneme gayet şık bi diyaframlı dijital makina alır girerim olur biter.bu dönemki derslerin slayt gösterilerini de internetten indirdim zaten onları çalışıyorum.ha bi de kan bağışı yaptım bu gün,oyh ne güsel,soylu kanım muhtaç olanların damarlarında dolaşıcak.belki huyum suyum da geçer de onlara,bi arkadaşlık falan kurarız dermişim.

Dışlanmak…

Gönderildi Kasım 30, 2006 tarafından havayosunu
Kategoriler: Uncategorized

Üniversiteye girdim gireli kimseyle içli dışlı olamadım. Hayır bu daha önce de hep başıma gelen bi durumdu;ama hiçbirinde açıkça dışlanmamıştım.

Anladığım kadarıyla grup içindeki ilk faulümde kırmızı kart görüyorum:Örneğin ilk takıldıklarım beni pet şişeyi kapağını fırlattığım,ve fırlayan kapağın arkadaşlardan birisine gelmesinden (hem de hafifçe,hiçbi zarar vermedi kapak) dolayı şutladılar.Bu gün de langırt oynarken yandaki langırt masasından habire bizim masaya top fırlıyordu.Ben de hep gol yiyordum ve biraz sinirliydim,sonunda aldım fırlayan bi topu “adam gibi oynayın lan” diyerekten yan masaya fırlattım.Tabi top masadan sekip birine gelse pet şişe kapağı gibi zararsız olmayacak,sert plastik langırt topu,kavga çıkabilirdi öyle olsaydı.işte bu bahaneyle iyi takıldıım bu gruptan da kırmızı kart gördüm.

Valla artık yalnız takılıcaz anlaşılan,çünkü ben bu elemanları bi türlü anlayamadım ya da gerçekten itici biriyim,bu agresif davranışlar da sadece bahane.Şu sözlerle de noktaliim:Aristo’nun dediği gibi insan sosyal bi hayvan;yalnız takılan insan ya tanrıdır ya da canavar.

Ve ben hala tanrı olamadım;)

Hikaye:Anlamsız Tavuğun Anlamlı Yumurtası

Gönderildi Kasım 19, 2006 tarafından havayosunu
Kategoriler: Uncategorized

Bir varmış beş yokmuş.Herhangi bir ülkenin kümesinin birinde kara bir tavuk varmış.Bu tavuk çok anlamsız olan hareketleriyle meşhurmuş.Örneğin her sabah kümesin damına çıkar,koltuk altını kaşır,sonra da inermiş.Bu hareketi piliçliğinden beri yapıp duruyormuş.Her sabah aksatmadan,saniye şaşmadan hep aynı şeyi yapar,sonra da hiç bişi olmamışçasına çatıdan inip günlük hayatına devam edermiş.Kümesteki hiç kimse,kümesin sahibi çiftçi bile bu harekete anlam veremiomuş.

Ne var ki bir sabah bu günlük rutininde kayda değer bi değişim meydana gelmiş.O sabah anlamsız tavuk dama çıkmış yine,koltukaltını kaşımış ama hemen inmemiş.Birkaç saniye öylece yerinde durmuş,sonra aniden hafif yüksek bi sesle “gut” diye ötmüş ve her zamanki gibi çatıdan inip günlük hayatına devam etmiş.Bu böyle bir ay kadar sürmüş.Sonra ne mi olmuş?Daha sonra anlatırım şimdi aklıma gelmio:)

İntikaamm…

Gönderildi Kasım 16, 2006 tarafından havayosunu
Kategoriler: Uncategorized

Bu gün ekonomi ve kimya sınavları olduk ve ikisi de yetersiz çalışma (tembellik) sonucu berbat geçti (ha kimya iyi gibiydi yine).

Ben ki üniversitede kalıp öğretim görevlisi olmayı planlayan biriyim ve dolayısıyla notlarımı yüksek tutmam lazım,iş mi bu yaptığım?Değil.(Özeleştiri olayı)

Yani anlayacağınız bundan sonraki vizelerden 80in altında alırsam bana da yosuncan demesinler,yosun desinler!(Suluyerde Yosun,10 bin kıvır anam gücündedir) öyle ya da böyle,intikamım acı olacak,İNTİKAAAMMM!!!

…şimdi kalkıp çalışmaya başliim bari,ya da yok yaw birazcık daha takıliim,evet,ben adam olmam:)

Bugün 10 Kasım.

Gönderildi Kasım 10, 2006 tarafından havayosunu
Kategoriler: Uncategorized

Ve Kemal Paşa hakkımızda ne düşünüyor acaba?(derin laf olayı)